Kadınlar gününün tarihçesi eskilere dayanmaktadır. Reform ve Sanayi Devrimi ile kadınların çalışma hayatına girmesi, bugüne uzanan eşitlenme hikayesinin de başlamasını sağlamıştır.

Avrupa ve Amerika’da fabrikalarda işçi olarak çalışmaya başlayan kadınlar, 19. Yüzyılın ikinci yarısı itibariyle daha iyi çalışma koşullarını hak ettiklerini düşünerek kendi eylemlerini düzenlemeye başlarlar. Uzun mesai saatleri, iş yüklerinin ağır olması ve düşük ücretler kadınların tepkisini çekmeye başlamıştır.

8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde bir dokuma fabrikasında çalışan kadınlar aynı koşullara karşı çıkmak için greve başlamış ve daha iyi çalışma koşulları istediklerini açıklamışlardır. Buna karşın polisler tarafından müdahaleye uğrayan kadınlar fabrikaya kilitlenmiş ve çıkan yangından kurtulamamıştır. Dünya Kadınlar Günü’ne adını veren bu trajik olayda 129 kadın hayatını kaybetmiştir.

Kadınlar Gününün Tarihçesi

Kadın hakları ile ilgili mücadeleler sonraki yıllarda da devam etmiş, dünyanın birçok yerinde kadın eşitliği için çalışmalar yapılmıştır. Kimi ülkelerde kadınların seçme ve seçilme hakkı, kimi ülkelerde kadınların boşanma hakkı, kimi ülkelerde ise işçi kadınların daha iyi koşullarda çalışabilmesi için mücadele edilmiştir. Farklı ülkelerde farklı başlıklar altında mücadele eden kadınların ortak arzusu ise daha eşit ve yaşamaya değer bir dünyadır.

Bu mücadeleler dünyanın dört bir yanında devam ederken, 26-27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka’da düzenlenen 2. Enternasyonale Bağlı Kadınlar toplantısında Clara Zetkin, 63 yıl önce 8 Mart’ta hayatını kaybeden kadınların anısına 8 Mart tarihinin “ Internetional Frauentag” (Dünya Kadınlar Günü) ilan edilmesini önerir. Öneri, oybirliği ile kabul edilir ve sonraki 11 yıl boyunca bahar aylarında ölen işçi kadınlar ve kadın hakları anılmaya devam eder.

1921 yılında Moskova’da düzenlenen 3. Enternasyonel toplantısında ise 8 Mart tarihi tam anlamıyla netleştirilir ve güne verilen isim “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olur. Bu özel gün ilk zamanlar genellikle Kuzey Avrupa ülkeleri tarafından benimsenir. 2. Dünya Savaşı sırasında çoğu ülkede kutlanması yasaklanır.

1960’lı yıllarında Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün Amerika’da anılmaya başlanması ise daha büyük kitlelerin bugünden haberdar olmasını sağlar. Bu yıllar içerisinde birçok ülkede 8 Mart tarihi kutlanıyor – anılıyor olsa da katılımcı kişi sayısı oldukça düşüktür. Amerika’da gerçekleştirilen merasim, toplantı, eylemler ve onlara dair haberler diğer kadınların da bu günden haberdar olmasını sağlamış, kitleleri büyütmüştür.

Dünyada Kabulü

20. YYda daha çok kadının çalışmaya başlaması, ülkelerin birbirleri ile girdiği savaşlar, endüstriyle birlikte radyo ve televizyonların yaygınlaşması daha çok kadının kadın haklarını konuşacağı anlamına geliyordu. Değişen dünya ile birlikte kadın yaşamları yeniden şekilleniyor ve birbiriyle daha çok temasa geçiyordu. Çalışan çoğu kadının ev içi sorumluluklarında bir azalmadan bahsetmek ise neredeyse mümkün değildi.

Bu koşullar, 20. Yüzyılın ikinci yarısında kadınların talep ettiği hakları da çeşitlendirdi. Kadın haklarına dair söylemler yalnızca iş hayatı ve çalışma koşullarından yola çıkmıyor, kadınların bireysel yaşamındaki temel haklara da sıklıkla değiniyordu.

Dünyanın dört bir yanında kadın hayatları yeniden şekilleniyor ve yeni haklar talep edilmeye başlanıyordu. 8 Mart günü ise birçok ulusun kadın hakları mücadelesinde değer kazanmıştı.
16 Aralık 1977 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar” gününü resmi olarak kabul etmesi, hem günün önemini hem de kadın haklarının önemini artırmıştır.
İlan edildikten sonraki 67 yılda yalnızca küçük kitleler ve kadın hakları aktivistleri tarafından benimsenen bu günün Birleşmiş Milletler tarafından kabul etmesi diğer birçok devletin kabul edeceği anlamına gelmiştir. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kabul etmenin bir diğer anlamı ise kadın haklarına dair sorumluluk kabul etmek ve kadın hayatlarının iyileştirilmesi için çalışmalar yapmaktır.

Cumhuriyet Tarihi ve Kadın

Türkiye’de cumhuriyet tarihi aynı zamanda sanayileşme ve kadın haklarının tarihi demektir. Cumhuriyet tarihi öncesinde bu alanlar üzerine resmi ve gayri resmi çalışmalar yapılmış olsa bile çağdaş dünyanın sanayi ve kadın hakları standartları cumhuriyet ile birlikte sağlanmaya başlamıştır.

Kadın hakları üzerine yapılan birçok reform kadın hayatlarının da hızlı bir şekilde değişeceğinin habercisiydi. Diğer ulus kadınlarının çalışma hayatının içine girmesi, memur olarak çalışabilmesi, temel haklarına kavuşması yıllar sürmüş olsa bile Türk kadınları için bu süreç çok daha hızlı ilerlemiştir. Bununla birlikte 20. Yüzyılda yapılan tüm çalışmalar dünya ile paralel ilerlemiştir.

Türkiye’de 8 Mart tarihi ilk kez 1921 yılında Rahime Selimova ve Cemile Nuşirvanova’nın girişimi ile kutlanmıştır. 1921 yılı, Moskova’da “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar” gününün kabul edildiği yıldır. Sonraki yıllarda Türkiye’de 8 Mart kutlamalarına izin verilmemiştir.

1975 yılında Birleşmiş Milletlerin “Birleşmiş Milletler Kadın On Yılı” ilanı ve Türkiye’nin çalışmalar kapsamında yer alması sebebiyle Türkiye’de “Kadın Yılı Kongresi” düzenlenmiştir. Bu kongrede İlerici Kadınlar Derneği’nin faaliyetleri, 8 Mart Dünya Kadınlar gününün tekrar kutlanabilmesini sağlamıştır.

1975 yılı itibariyle özellikle Türkiye şehir hayatının bir parçası olan 8 Mart, yalnızca 12 Eylül 1980 Darbesi ve askeri cunta döneminde, 1980-1984 yılları arasında, kutlanamamıştır. 1984 yılı sonrasında ise 8 Mart Dünya Kadınlar Günü her yıl kutlanmaya devam etmekte, dünyanın her yerinde olduğu gibi çağdaş talepler üretmektedir.

İlgili Yazılar

Yorum Yap