Atatürk ve silah arkadaşlarının önderliğinde kurulmuş olan Cumhuriyetimizin 95. yılını kutlamaya hazırlanıyoruz. Bu özel ve güzel gün, bu yıl da en görkemli etkinliklerle ve törenlerle kutlanacak. Peki bu önemli günün anlamı, önemi ve hikayesi nedir? İşte 96. yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş hikayesi.

 

Mutlak Monarşiden Ulusal İradeye

Osmanlı Devleti 1876 yılına kadar halk üzerinde mutlak bir egemenlik sürdürmüş, devlet mutlak monarşi ile yönetilmiştir. Tanzimat dönemiyle cumhuriyet düşüncesinden yer yer söz edilmiştir. Fakat Osmanlı aydınları meşrutiyetin kurulmasını yeterli görmüşlerdir. Osmanlı Devleti bu doğrultuda 1876-1878 ve 1908-1918 yılları arasında meşruti monarşi ile yönetilmiştir. I. Dünya Savaşı ile Osmanlı Devleti yıkılmıştır. Bu süreçten sonra Mustafa Kemal Paşa önderliğinde ulusal mücadele verilmiş, bu yıllardan itibaren halk iradesinin egemen olacağı ilan edilmiştir. Bunun en güzel örneği 23 Temmuz 1919’da düzenlenen Erzurum Kongresi’nde yayımlanan bildirinin 3. maddesinde yer alan “Ulusal Kuvvetleri etken ve ulusal iradeyi egemen kılmak esastır” kararıdır. İstanbul işgal edilip Mebusan Meclisi’nin dağıtılmasından dolayı “Büyük Millet Meclisi” adıyla 23 Nisan 1920’de Ankara’da toplanan meclis, ulusal iradeyi somut kılmıştır.

 

İlk Anayasa ve İlk Kez Cumhuriyetin Duyuluşu

Meclis, Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nu 20 Ocak 1921’de kabul etmiştir. Bu kanun aynı zamanda anayasa niteliğinde bir kanundur. Bu yasa ile egemenliğin Türk ulusuna ait olduğu ilan edilmiştir. Bu süreçte saltanat hükümeti kendini Türk ulusunun temsilcisi saymaya devam etmiştir. Asıl meclis bu duruma bir tepki olarak 1 Kasım 1922’de saltanatı kaldırmıştır. Birinci meclis seçimin yenilenmesine karar vermiş ve 1 Nisan 1923’te meclis dağılmıştır. Mustafa Kemal yeni bir meclis toplanıncaya kadar devletin yönetim şeklini ve başkentini ilan edebileceği bir anayasa tasarısı hazırlamaya başlamıştır. Bu süreçte çevresindekilerle Cumhuriyetin İlanı ile ilgili görüşmeler yapmış, 22 Eylül 1923’te Wieber Neue Freie Presse ile yaptığı röportajda ilk defa ‘cumhuriyet’ kelimesini geçirmiş ve dünyada büyük yankı uyandırmıştır. Ekim 1923’te İsmet Paşa ve bir grup mebus Ankara’nın hükümet merkezi olması için bir kanun teklifi vermiş ve 13 Ekim 1923’te tek maddelik yasa ile kabul edilmiştir.

Cumhuriyet’in hukuksal olarak ilanı ise İkinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 29 Ekim 1923’te gerçekleşen oturumunda Mustafa Kemal Atatürk’ün hazırladığı anayasa değişikliği teklifinin kabul edilmesiyle gerçekleşmiştir. Bu teklif ile Türkiye Devleti’nin yönetim şekli cumhuriyet olarak belirlenmiştir. Cumhuriyetin ilanı Türk toplumunu çağdaşlaştırmayı amaçlamıştır. Bu ilan Türk Devrimi’nin önemli bir parçasıdır. Cumhuriyetin ilanı ile yenileşme ve reformlar hızlı bir şekilde gerçekleşmeye başlamıştır. Aynı zamanda 1921  Teşkilât-ı Esasîye Kanunu’nun altı maddesinde ve “29 Ekim 1339 (1923) tarih ve 364 sayılı Teşkilât-ı Esasîye Kanununun Bazı Mevaddının Tavzihan Tadiline Dair Kanun”da değişiklikler yapılmıştır. Birinci maddede “Hâkimiyet, bilâkaydü şart Milletindir. İdare usûlü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir. Türkiye Devletinin şekl-i Hükûmeti, Cumhuriyettir” ifadeleri yer almıştır. Diğer maddelerde yapılan değişiklikler ile hükümet sisteminden vazgeçilmiş; parlamenter sisteme geçilmiş, Cumhurbaşkanının Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kendi üyeleri tarafından seçileceği öngörülmüş ve cumhurbaşkanlığı makamı oluşturulmuştur.

İlgili Yazılar

Yorum Yap