İstanbul’da yürümekten keyif alınan çeşitli rotalar vardır. Bu rotalardan bir tanesi de Eminönü- Balat hattıdır. Çünkü kaderi İstanbul ile kesişmiş medeniyetlerin birçoğu bu kesimde yaşamış, İstanbul bu lokasyondan büyümeye başlamıştır. Burası tarihi güzellikler açısından eşi benzeri bulunmayan bir bölgedir. İşte Eminönü’nden Balat’a yürürken görmeniz gereken 10 mekân.

 

Kapalı Çarşı

Neredeyse tüm dünyanın bildiği bu yer, İstanbul’a gelenlerin ilk uğradığı noktalardan bir tanesidir. Dünyanın en eski alışveriş merkezlerinden biri olan bu yer Fatih Sultan Mehmet tarafından 1460 yılında inşa ettirilmiştir. 65 sokağa yayılan çarşı, 500 yıldır hizmet vermeye devam etmektedir. İçinde 4 bine yakın dükkân ve atölye bulunmaktadır. Buraya geldiğiniz zaman oyuncak, kıyafet, ipek ve deri ürünler, halılar ve hediyelik eşyalar bulmanız mümkündür.

 

Süleymaniye Camii

 1550-1557 yılları arasında Kanuni Sultan Süleyman adına Mimar Sinan’a yaptırılan Süleymaniye Camii, klasik Osmanlı mimarisinin önemli örneklerinden bir tanesidir. Caminin dört minareye sahip olmasının sebebi ise Kanuni Sultan Süleyman’ın İstanbul’un Fethi’nden sonraki dördüncü Osmanlı padişahı olmasıdır. Cami muhteşem akustiği ile dikkat çeken yapılar arasındadır. Kanuni Sultan Süleyman ve Mimar Sinan arasında geçen ünlü nargile hikayesi Süleymaniye Camii’nde geçmiştir.

 

Galata Köprüsü

Haliç üzerine yapılmış olan Galata Köprüsü, Karaköy ve Eminönü’nü birleştirmektedir. Bu köprü İstanbul’un simge yapılarından bir tanesidir. Günümüzdeki yapı 1994 yılında tamamlanarak hizmete girmiştir. 490 metre uzunluğu ve tramvay geçen baskül köprüsü olması onu dünyadaki ender yapılardan bir tanesi yapmaktadır. Haliç’in birleşmesini sağlayan ilk köprü 1845 yılında yapılmış ve birçok yenileme geçirmiştir. 1863, 1875 ve 1912 yılları yenilendiği yıllardır. Şehrin sembolü haline gelen köprü 1992 yılında yanmış ve adı “Tarihi Galata Köprüsü” olarak değişmiştir. Eski köprü Hasköy tarafına alınırken yerine yenisi inşa edilmiştir.

 

Türkiye İş Bankası Müzesi

Tarihi Yarımada’nın en önemli ve en güzel müzelerinden bir tanesi olan Türkiye İş Bankası Müzesi Cumhuriyet Dönemi’ne ve Türk bankacılığına ışık tutmaktadır. 2005 yılında kurulan bu müze İş Bankası’nın kuruluşundan günümüze kadar olan zamanını fotoğraflar, belgeler, filmler ve objeler ile ziyaretçilere anlatmaktadır. Bina Osmanlı Dönemi’nde İstanbul Postanesi olarak kullanılmıştır. Müze ailece ziyaret edilebilecek önemli bir müzedir.

 

Yeni Camii

Eminönü’nün simgelerinden bir tanesi olan Yeni Camii, Osmanlı döneminden kalma bir eserdir. Caminin yapımına Sultan III. Murad’ın eşi Safiye Sultan’ın emriyle yapımına 1597 yılında başlanmıştır. 1665 yılında IV. Mehmed’in annesi Turhan Hatice Sultan’ın yardımlarıyla bitirilebilmiştir. İlk önce cami olarak inşa edilen bu yapıya daha sonraki yıllarda çeşmeler, türbe, kütüphane ve külliye ilave edilmiştir. Cami Rodos’tan getirilen özel taşlar ile inşa edilmiştir. Bu yapı Valide Sultan Camii olarak da bilinmektedir.

 

Rüstempaşa Camii

Kanuni Sultan Süleyman’ın sadrazamı aynı zamanda damadı olan Damat Rüstem Paşa için Mimar Sinan’a yaptırılan bu eserin inşasına 1561 yılında başlanmış ve 1564 yılında bitirilmiştir. Mimar Sinan’ın ustalık dönemi eserlerine hazırlık olarak nitelendirilen bu yer Haliç’e hâkim bir konumda yükselmektedir.

 

Ahi Çelebi Camii

Ahi Çelebi Camii Evliya Çelebi’nin “Şefaat ya Rasulullah” yerine “Seyahat ya Rasulullah” rüyasını gördüğü camidir. Cami deniz kenarında olması sebebiyle tarihte birçok kez su baskını yaşamıştır. Caminin inşa kitabesi olmadığı için yapım tarihi belli değildir. Fakat yapımı itibariyla 1480 yılları civarında inşa edildiği düşünülmektedir.

 

Aya Yorgi Rum Patrikhane Kilisesi

 6. yüzyıldan itibaren Ortodoksluğun merkezi olan İstanbul Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi’ne bağlı olan bu kilise 1836 yılında inşa edilmiştir. Kilise Haliç’in tarihi deniz surlarının ardında yer almaktadır. Kilisenin içerisinde Bizans dönemine ait emanetler ve mozaikler yer almaktadır. Hz. İsa’nın Kudüs’te kırbaçlandığı kabul edilen bir sütün, 5. yüzyıldan kalan patrik tahtı ve üç azize ait tabutlar burada yer almaktadır. Kilise 1941 yangınında tahrip olmuş, 1989 yılında restorasyona girmiş ve 1991 yılında tekrardan açılmıştır.

 

Sveti Stefan Bulgar Kilisesi

Fener semtinin Haliç kıyısında bulunan Sveti Stefan Bulgar Kilisesi tamamen demir döküm olarak monte edilmiştir. Kilisenin yapılış amacı Osmanlı Devleti’nde bulunan Ortodoks Bulgar cemaatinin kendi kiliselerinin olmaması ve Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi’nde ibadet etmiş olmasıdır. 19. yüzyıldaki milliyetçilik hareketleriyle Bulgarlar’dan böyle bir talep gelmiş ve padişah kabul etmiştir. Kilise, İstanbullu Mimar Housep Aznavur’un projesidir. Yapının tüm parçaları Avusturya’dan 1896 yılında Karadeniz ve Tuna Nehri üzerinden getirilmiş ve burada monte edilmiştir.

 

Özel Fener Rum Lisesi ve Ortaokulu

İstanbul’un fethi ile birlikte Bizans’ın yönetici sınıfı ve tüccarları Fransa’ya, İtalya’ya ve Ege adalarına sığınmıştır. Bunun üzerine Fatih Sultan Mehmet bir ferman ile Ortodokslara eğitimlerini ve ibadetlerini rahatça yapabileceklerini duyurmuştur. Bizanslılar gruplar halinde kente geri dönmüş, 1454 yılında Fatih Sultan Mehmet ve Patrik Gennadios arasında yapılan anlaşma ile bir okul kurulmuş ve bu okul “Rum Mekteb-i Kebir” ve “Patrikhane Akademisi” gibi isimlerle anılmıştır. Bu okula geniş olanaklar tanınmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nda yüksek mevkilerde görev alan birçok kişi burada eğitim almış, 1861 yılında klasik eğitim vermeye başlayan lise için yeni bir bina inşa edilmiştir. Günümüze kadar ulaşan görkemli bina 1881 yılında Mimar Dimadis tarafından inşa edilmiştir.

İlgili Yazılar

Yorum Yap