Mükemmel atmosferi, hijyeni ve fizyoterapik rahatlığının yanı sıra mimari etkisiyle de ön plana çıkan hamamlar kültürümüzün önemli ögelerinden biri. Anadolu’da yüzyıllar boyunca temizlik ritüellerinin, sosyalleşmelerin, eğlencelerin merkezi olarak yer alan bu yapılar günümüzde de vazgeçilmez bir kültür mirası olarak hayatına devam ediyor.

Dünyaya adını Türk Hamamı olarak duyuran, etkileyici sanat ve mimarisiyle öne çıkan bu yapıların en güzel örnekleri İstanbul’un tarihi hamamları olarak biliniyor. Son halini alması yüzyıllar süren hamamların oluşum serüveni ise okumaya değer.

Hamam Kültürünün Tarihi

Günümüz Türk Hamamları son halini alana kadar, coğrafi ve kültürel etkilerle birlikte birkaç oluşum süreci geçirmiştir. Yüzyıllar hatta bin yıllar önce yerleşik yaşam düzeninin henüz taze olduğu ve birey mülkiyetinin pek de olmadığı dönemlerde su ve hijyen alanları da toplumun ortaklaşa kullandığı platformlarda var olabiliyordu. Küçük yerleşkelerde akarsu ve doğal su kaynaklarının çevresinde ya da taşıma su ile hijyen ihtiyacı karşılanırken, dönem kentlerinde hijyen ihtiyacı mimari yapılar içerisinde karşılanıyordu.

Bu yapıların ilk türü olarak Asur topraklarında yaşayan İsrail Krallığı zamanında (MÖ 930-MÖ 720) yapılan Şita havuzları örnek gösterilmektedir. Şita havuzları hamamdan çok yüzme havuzlarına benzerlik gösterse de amacı spor yapmak değil temizlikti.

Daha sonra Roma- Bizans kültürüne geçen bu yapılar yine yüzme havuzu şeklindeydi. Hem temizlik hem de spor amacıyla kullanılan Roma-Bizans mimarilerinin adı ise lavatrina ve balnea olarak bilinmektedir.

Roma mimarisinin Helenistik estetik ve sanat algısıyla oluşturulan bu yapılarda banyo küveti, kolonlar, kemerler, kubbeler ile kullanılan mozaikler de göze çarpıyordu. İmparatorluk dönemi boyunca pek çok örneği inşa edilen bu yapılar 24 saat boyunca hizmet veriyor ve içerisinde sosyalleşme alanlarına da yer veriyordu. Buhar banyosu, sıcak su, soğuk su, soyunma odası, masaj alanlarının yanı sıra; konuşma holleri, dinlenme salonu ve kütüphane Roma balnea ve lavatrinalarının bir parçasıydı.

Türk Hamamlarının günümüz şeklini alması ise bu tarihlerden çok daha sonrasına dayanmaktadır. Yerleşik yaşama geçiş aşamasında birçok kültür ve milletle etkileşime geçen Türkler hamam mimarisine Anadolu’da kalıcı bir düzen kurmasıyla birlikte başlamıştır. Roma mimarisinin etkisiyle başlayan ilk hamamlar Anadolu Selçuklular dönemine dayanmaktadır ve Osmanlı döneminde sağlanan refah, bilim ve teknolojik gelişmelerde farklı bir boyut kazanmıştır. Helenistik mimari ögeleri ve İslami mimari ögelerle bir araya getirerek inşa edilen yapıların içerik ve işlevi de bu dönemde geliştirilmiştir. Böylelikle Türk hamam kültürü, kültür ve tarih sayfalarında başlı başına bir kategorisine dönüşmüştür.

Osmanlı döneminde su kanalları ve taşımacılığı gelişmiş olsa ve evlerin suya erişme imkanı bulunsa da hamam ritüellerinden vazgeçilememiştir. Bunun sebebi hem İslam dininin temizliği farz kabul etmesi hem de sosyal gerçeklerdir. Hamamlar mütevazi ve kapalı bir yaşam süren halkın sosyalleşme, muhabbet etme, birbiriyle tanışma yeri olarak yüzyıllarca popülerliğini korumuştur. Bilhassa İstanbul’da…

İstanbul’un Gidilmesi Gereken Tarihi Hamamları

Dünya tarihinde hamam mimarisinin en önemli temsillerine İstanbul’da rastlamak, Bu mimarinin Roma ve Osmanlı çıkışlı olduğunu düşündüğünüzde, hiç de şaşırtıcı değil. İki imparatorluğun da gözde şehri olan İstanbul, saraylar, hanlar, bedestenler, kaleler de olduğu gibi hamam mimarisinde de oldukça görkemli örneklere sahiptir ve 78 ayrı tarihi hamama ev sahipliği yapmaktadır.
Hem tarihi bir gezi hem hamam sefası için ziyaret edilmesi gereken, Türk hamam kültüründe önemli bir yere sahip İstanbul’un ünlü Türk hamamları ise şunlar:

Ayasofya Hürrem Sultan Hamamı:

Dünya tarihine adını yazdırmış olan mimarlardan biri olan Mimar Sinan tarafından tasarlanmış olan bu hamam Kanuni Sultan Süleyman tarafından eşi Hürrem Sultan adına yaptırılmıştır. Osmanlı’nın en ihtişamlı dönemlerinden birinde inşa edilen yapı hem kadınlara hem de erkeklere ait iki ayrı bölümden oluşmaktadır.
Detay, süsleme ve genişliğiyle büyüleyici bir atmosferi olan bu hamamın bir diğer özelliği ise Roma döneminde Zeus tapınağı olarak bilinen bölgede yer almasıdır.
Günümüzde Hürrem Sultan Hamamı’na giden ziyaretçiler Osmanlı üslubunca ikram edilen ceviz, şerbet ve lokum ile ağırlanır.

Çemberlitaş Hamamı:

1584 yılında yapımı tamamlanan Çemberlitaş Hamamı Nurbanu Sultan tarafından Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Divanyolu üzerinde yer alan hamam Roma kralı I. Constanntinus’un diktirdiği anıta da oldukça yakındır. Çifte hamam türünün bir örneği olan Çemberlitaş Hamamı Mimar Sinan’ın mimari çeşitlilikten hoşlandığının da bir kanıtıdır. Bu hamamın sıcaklık bölümünde diğer hamamlardan farklı bir tasarıma yönlenmiştir.

Galatasaray Hamamı:

1481 yılında Osmanlı padişahı Sultan Bayezid tarafından külliye ile birlikte yaptırılan Galatasaray hamamının yapılma sebebi çeşitli rivayetlere dayanır. Kimine göre bu hamam muhterem bir zatın padişahtan rica etmesi üzerine, kimilerine göre padişahın kendi gerek görmesiyle yapılmıştır. Taksim’de yer alan bu hamam yüzyıllar boyunca kadıları, vezirleri, paşaları ağırlamasının yanı sıra Galatasaray Lisesi öğrencileri için de önemli bir yere sahiptir. Hamam günümüzde binlerce turist ve yerli tarafından ziyaret edilmektedir. Hamamda oryantal ve fasıl gösterilerine de izin verilmektedir.

Beylerbeyi Hamamı:

Anadolu Yakası’nın en gözde hamamı olan Beylerbeyi Hamamı 18. Yüzyıl’da Rabia Sultan tarafından dönemin en başarılı mimarı Mehmet Tahir Ağa’ya yaptırılmıştır. Mimari detaylarında dönem batı mimarisinin ve İslami öğelerin yer aldığı hamam çift kubbeli olarak dizayn edilmiştir. Beylerbeyi Hamamı’nın ününün bir diğer kaynağı ise tellaklarıdır. Tarihi olmasının yanı sıra sunduğu masaj-tellak hizmetiyle de öne çıkan hamam birçok şehirden yalnızca bu sebeple bile ziyaretçi ağırlamaktadır.

İlgili Yazılar

Yorum Yap