İstanbul, yüzyıllar boyunca farklı kültürlere ev sahipliği yapmış ve aynı zamanda ünlü mimarlar yetiştirmiştir. Bu nedenle her bir köşesinde ünlü bir yetenek tarafından inşa edilmiş muhteşem güzellikte yapılar bulunur. Bu yapıların birçoğu günümüzde halen çeşitli amaçlar için kullanılmakta, ilk günkü görkemiyle görenleri kendilerine hayran bırakmaktadır. İşte İstanbul’a bu muhteşem eserleri kazandırmış ünlü mimarlar ve eserleri!

 

  1. Büyük Postane, Vedat Tek

Sirkeci’de bulunan PTT merkezi, ülkemizdeki en büyük postane binası olarak bilinir. Mimarı Vedat Tek olan yapı, 1958 yılından önce Radyoevi olarak kullanılmıştır. Başarılı Türk mimar Vedat Tek, 20. yüzyıl başlarındaki eserleriyle tanınmaktadır ve Mimar Kemalettin Bey ile birlikte dönemin önde gelen iki isminden biridir. Kendisi ayrıca Türkiye’nin formal eğitim görmüş ilk Türk mimarıdır.

 

  1. Süleymaniye Camii, Mimar Sinan

Eminönü’nde bulunan ve Tarihi Yarımada’nın en önemli eserlerinden biri olan Süleymaniye Camii, Mimar Sinan tarafından 1558 yılında tamamlanmıştır. Ünlü mimar Mimar Sinan 85 yaşında yaptığı bu bina için kalfalık eserim demiştir. Oysaki yapı birçok detayın düşünüldüğü son derece özel bir mimariye sahiptir. Örnek vermek gerekirse caminin içindeki hava akımının hesaplanarak yanan yağ lambalarının islerinin bir bölgede toplanmasının sağlandığı ve sonrasında bu islerin mürekkep yapımında kullanıldığı bilinmektedir.

 

  1. Dolmabahçe Sarayı, Garabet Amira Balyan

İhtişamıyla görenleri kendine hayran bırakan Dolmabahçe Sarayı, Mimar Garabet Amira Balyan oğlu Nikogos Balyan tarafından yapılmıştır. İnşasına 1843 yılında başlanan yapının 13 yılda tamamlandığı bilinmektedir. Yapının içerisinde 285 oda, 46 salon, 68 tuvalet bulunmaktadır. Batılı bir tarzda inşa edilen saray, günümüzde de aynı ihtişamı korumaya devam etmektedir.

 

  1. Haydarpaşa Tren Garı, Otto Ritter & Helmuth Cuno

İstanbul-Bağdat Demiryolu hattının başlangıcı olarak inşa edilen Haydarpaşa Tren Garı, İstanbul’un en özel yapılarından biridir. 1908 yılında hizmete girdiği bilinen gar, iki Alman mimar Otto Ritter ve Helmuth Cuno tarafından inşa edilmiştir. Garın yapımında Alman ustalarla İtalyan taş ustaları birlikte çalışmıştır.

 

  1. Taşkışla, Williams James Smith

Günümüzde İTÜ Mimarlık Fakültesi olarak kullanılmakta olan Taşkışla, İstanbul’un en etkileyici yapılarından biridir. İngiliz Mimar Williams James Smith ve yardımcısı Osmanlı kalfa İstefan tarafından 1846-1852 yılları arasında bir hastane olarak yapılmıştır. Savaştan sonra uzun süre boş kalmış ve harap olmuş, ardından 1860 yılında onarılarak kışla olarak kullanılmaya başlanmıştır. 1943-1950 yılları arasında ise son kez restore edilmiş ve İTÜ Rektörlüğü’ne teslim edilmiştir. Bu müthiş yapı ayrıca Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından “korunması gereken birinci sınıf tarihsel yapı” olarak belirlenmiştir.

 

  1. Taut Evi, Bruno Taut

Boğaziçi Köprüsü’nden Avrupa Yakası’na geçerken köprünün çıkışında görülen bu özel yapı, Alman Mimar Bruno Taut tarafından Türk ve Japon mimarisi harmanlanarak yapılmıştır. Bruno Taut, 20. yüzyılın önde gelen mimarlarındandır. 1930 yılında Almanya’daki Hitler faşizminden kaçarak önce İsviçre’ye, sonra Japonya’ya, son olarak da Türkiye’ye gelmiştir. Ortaköy’de bulunan bu özel yapıyı ise 1938 yılında kendisine ev olarak inşa etmiştir.

 

  1. Mısır Apartmanı, Hovsep Aznavuryan

Beyoğlu’nun tarihi yapılarından biri olan Mısır Apartmanı, 1910 yılında dönemin ünlü mimarlarından Hovsep Aznavuryan tarafından inşa edilmiştir. Bu görkemli yapı, Art Nouveau (yeni sanat) denen sanat anlayışından izler taşımaktadır. Gösterişli balkonları, geniş pencereleri ve yalın süslemeleriyle bir asrı aşkın süredir Beyoğlu’nda görenleri kendisine hayran bırakmaktadır.

 

  1. Çiçek Pasajı, Cleanthy Zanno

Beyoğlu’nun simgelerinden biri olan Çiçek Pasajı, 1876 yılında ünlü Rum Mimar Cleanthy Zanno tarafından yapılmıştır. Zanno’nun gerçekleştirdiği bu pasaj ve konut kompleksi, Milano’nun Galleria’sı ile plan ve kurgu bakımından önemli benzerlikler taşımaktadır. Yapının içerisinde Paris tarzında düzenlenmiş 24 dükkan ve üzerinde de 18 adet lüks daire bulunmaktadır. Çiçek Pasajı, kendine özgü mimarisi ve renkli iç dinamiği ile halen ilk günkü etkileyiciliğini korumaktadır.

 

  1. Büyükada Rum Yetimhanesi, Alexandre Vallaury

Büyükada’nın Hristo Tepesi’nde olanca heybetiyle zamana meydan okuyan Büyükada Rum Yetimhanesi, 1899 yılında ünlü mimar Alexandre Vallaury tarafından bir otel olarak tamamlanmıştır. Ancak sonrasında otel olarak kullanılmamış, yetimhane olarak hizmet vermiştir. Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise ikinci büyük çok katlı ahşap binası olma özelliği taşıyan yapı, günümüzde kullanılmamaktadır. Öyle ki harabeye dönmüş ve bir başına çürümeye bırakılmıştır.

 

  1. Pera Palace Hotel, Alexandre Vallaury

Pera Palace Hotel de İstanbul’a muhteşem eserler kazandırmış olan ünlü mimar Alexandre Vallaury tarafından yapılmıştır. Yapı, dönemin İstanbul’u için bir mimarlık harikası olarak tasarlanmıştır. Türkiye’nin Avrupa standartlarındaki ilk oteli olan Pera Palace, eşsiz Haliç manzarasına sahip bir tepeye inşa edilmiştir. Mimarisinde ise neoklasik ve oryantalist ögeler bir arada kullanılmıştır. Pera Palace Hotel, günümüzde halen otel olarak hizmet vermekte ve 100 yılı aşkın süredir tüm endamıyla görenleri kendine hayran bırakmaktadır.

İlgili Yazılar

Yorum Yap