Tarih boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan ve uğruna savaşlar verilen İstanbul, birçok tarihi güzelliğe sahiptir. Sahip olduğu tarihi güzellikler arasında ise ibadethaneler önemli yer kaplar. Çünkü İstanbul, yüzyıllarca farklı inançlara sahip imparatorluklara başkentlik yapmıştır ve bu inançlara ait önemli ibadethanelerin birçoğu günümüzde hâlâ ayaktadır. İbadethaneler tüm inançlı toplumlar için oldukça özel mekanlar oldukları için genelde benzersiz mimarilere sahip olurlar. Bu yazımızda İstanbul’da bulunan mimari harikası ibadethanelere yer vereceğiz. İşte İstanbul’un tarihi güzellikleri arasında gösterilebilecek o ibadethaneler!

 

  1. Arap Camii

arap-camii

Galata, Tersane Caddesi, Galata Mahkemesi Sokağı’nda bulunan Arap Camii, 1475 yılında Fatih Sultan Mehmed tarafından kiliseden camiiye dönüştürülmüş bir ibadethanedir. 1492 yılında Endülüs’ten bölgeye gelen Araplar bu caminin etrafına yerleştirildikten sonra Arap Camii ismini almıştır. Mimari açıdan oldukça dikkat çeken cami, dikdörtgen planlı ve gotik tarzda inşa edilmiştir. Kiliseye ait çan kulesi, minareye dönüştürülmüştür. Minare ise Endülüs’teki minarelere çok benzemektedir.

 

  1. Dolmabahçe Camii

dolmabahce-camii

Dolmabahçe Sarayı’nın güneyinde yer alan cami, Sultan Abdülmecid’in annesi Bezm-i Alem Valide Sultan tarafından yaptırılmaya başlanmış; kendisinin vefatından sonra ise inşası Sultan Abdülmecid tarafından tamamlanmıştır. 1855 yılında yapımı sona eren camiinin mimarı ise Garabet Balyan’dır. Saraya bitişik olan cami, Barok üslubuyla yapılmıştır ve Türk mimarisinde ender rastlanan yuvarlak pencere düzenine sahiptir. Tek şerefeli iki minaresi vardır; iç cephesi barok ve ampir üsluplarının karışımı bir dekorasyona sahiptir.

 

  1. Sultanahmet Camii

sultanahmet-camii

1609- 1616 yılları arasında Sultan I. Ahmed tarafından Sultanahmet Meydanı’na yaptırılan caminin mimarı Sedefkar Mehmet Ağa’dır. Sultanahmet Camii, ülkemizdeki altı minareli tek cami olma özelliği taşımaktadır. Mavi, yeşil ve beyaz renkli çinilerle bezendiği için Avrupalılar tarafından Mavi Camii adıyla da anılır. Caminin 43 metre yüksekliğindeki kubbesinin çapı 33, 4 metredir.

 

  1. Surp Krikor Lusaroviç Ermeni Ortodoks Kilisesi

Galata’da bulunan bu özel kilise, İstanbul’un en eski Ermeni kilisesidir. 1431 yılında inşa edildiği bilinen Krikor Lusaroviç, tarih boyunca birçok kez tamirat görmüş, 1958 yılında yapılan bir yol çalışmasında ise tamamen yıkılmıştır. Daha sonra 1965 yılında Mimar Bedros Zobyan tarafından 1965 yılında yeniden inşa edilen kilise, külah biçimindeki kubbesi ile oldukça özel bir yere sahiptir. Girişe bitişik olan çan kulesi, klasik Ermeni kilise mimarisi üslubundadır. İçi ise yıkılan kiliseye ait çinilerle bezelidir.

 

  1. Anglikan Kilisesi

Beyoğlu’nda bulunan bu tarihi kilisenin mimarı G. E. Street’tir. Kırım Savaşı’na katılan İngiliz askerlerinin anısına inşa edilen kilisenin yapımına 1858 yılında başlanmış ve yapımı 10 yıl sonra tamamlanmıştır. Neogotik bir mimariye sahip olan Anglikan Kilisesi’nin inşa esnasında kullanılan tüm taş malzemeleri Malta’dan getirilmiştir.

 

  1. St. Maria Draperis Kilisesi

Galata’da bulunan St. Maria Draperis Kilisesi’nin 1584’te yanmasından sonra Madam Clara Draperis’in bağışladığı bir evin arsasına ahşaptan yeni bir kilise yapılmıştır. Bu ahşap kilise ise iki kez yangına maruz kalmış ve ardından Beyoğlu’na taşınmıştır. Bundan sonra da birçok kez yangın geçirmiş ve bugünkü hali 1904 yılında II. Abdülhamit’in izniyle İtalyan Mimar Gulielmo Semprini tarafından inşa edilmiştir. St. Maria Draperis Kilisesi, tek nefli bazilikal plana sahiptir. Neoklasik bir üslupta düzgün kesme taştan; iki katlı, yalın bir cephesi vardır.

 

  1. Neve Şalom Sinagogu

İstanbul’un mimari harikası ibadethanelerinden biri de Beyoğlu Kuledibi’nde bulunan Neve Şalom Sinagogu’dur. Başlangıçta bir Musevi ilkokulunun jimnastik salonunun yeniden düzenlenmesiyle inşa edilen sinagog, 1938 yılında ibadethane haline getirilmiştir. Gerekli izinler alınamadığı için bir süre kapalı tutulan ibadethane, Elio Ventura ve Bernard Motola tarafından projelendirilerek 1951 yılında ibadete açılmıştır. Sinagogun mimarisi 8 ton ağırlığındaki bir avizeye sahip kubbesi, camları İngiltere’den ithal vitrayları ve mermer bölmeleri ile son derece dikkat çekicidir.

 

  1. Aşkenaz Sinagogu

askenazi sinagogu

Galata’da bulunan ve Avrupa tarzı görkemli dış cephesi ile dikkat çeken Aşkenaz Sinagogu, 1900 yılında Aşkenazlar tarafından kurulmuştur. Sinagogun merkezini örten geniş ve parlak kubbe, yıldızlarla süslüdür. Avizeler Viyana’dan getirilmiştir. Abanoz tahtasından yapılmış ehalde, İslam mimarisinin tipik motiflerinden bir tanesi bulunmaktadır.

 

  1. Ahrida Sinagogu

İstanbul’un en büyük sinagogu olan Ahrida, Ohri’den gelen Yahudiler tarafından kurulmuştur. Sinagogun tevasının tekne pruvası şeklinde olması, en ilginç özelliğidir. 1964 yılındaki yangından sonra ferman ile yeniden yapılan sinagog, 1881 yılında büyük bir onarım görmüştür. 1922 yılında yeniden yaptırılmış ve 1955 yılında yapılan restorasyon ile bugünkü halini almıştır.

İlgili Yazılar

Yorum Yap