Osmanlı’nın Son Dönemlerinde İstanbul’da Yapılmış Batı Esintisi Taşıyan Yapılar

1800’lü yıllarda İstanbul, Avrupalılaşma sürecine yeni girmiş ve hızla Avrupalı aydınların, burjuvaların uğrak mekânı haline gelmiştir. Osmanlı’nın “hasta adam” ilan edilmesi ile birlikte Avrupalıların stratejik planında ilk sıraya oturması da Avrupa milletlerinin Osmanlı’ya olan ilgisinin artmasını sağlamıştır. Tüm bu nedenlerden dolayı o dönemde Doğu medeniyetini temsil edebilecek bir şehir olan İstanbul, kısa zamanda Avrupalılar için bir cazibe merkezi haline gelmiştir. 1800’lerin sonuna gelindiğinde ise İstanbul iyiden iyiye gelişmiş; sanatsal, kültürel ve sosyal açıdan Avrupalılaşmıştır. Bu etkinin yansıdığı en önemli alanlardan biri de tahmin edeceğiniz üzere İstanbul yapılarıdır. Osmanlı’nın son dönemlerinde İstanbul’da yapılan yapıların neredeyse tamamı, tam da bu nedenle batı esintisi taşımaktadır. Bu yazımızda sizlerle, bugün hala olanca heybetiyle yerinde duran ve Osmanlı’nın son dönemlerinden bugünlere ulaşmayı başarmış modern yapıları paylaşacağız. İşte İstanbul’un en önemli yapıları ve onların mimari özellikleri!

 

Pera Palace Hotel

pera palace hotel

Pera Palace Hotel, 1800’lü yılların sonunda Paris- İstanbul seferleri gerçekleştiren Orient Ekspresi’nin başlaması ile birlikte, İstanbul’a varan yüksek tabakadan yolcuların lüks konaklama ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yapılmıştır. Kısa sürede de farklı ülkelerden diplomatlar, devlet adamları, edebiyatçılar gibi önemli isimlerin uğrak noktası olmuştur.

Pera Palace Hotel, dönemin İstanbul’u için gerçek bir mimarlık harikasıdır. Otelin mimarı olan Alexander Vallaury, bu eseriyle Osmanlı’nın saltlaşmış mimarlık anlayışını tümüyle yıkmıştır. Otel Haliç manzarasını gören bir tepeye inşa edilmiş; mimarisinde ise neoklasik ve oryantalist öğeler bir arada kullanılmıştır. Gerek bu etkileyici özelliği gerekse o dönemde sahip olduğu teknolojik ilkler (elektrikli asansör, sıcak su) nedeniyle Pera Palace Hotel, Osmanlı’nın son dönemlerinde İstanbul’da bulunan en önemli yapılardan biridir.

 

Mısır Apartmanı

mısır apartmanı

Bir asrı aşkın süredir Beyoğlu’nda şık ve zarif bir şekilde göğe uzanan Mısır Apartmanı, 1910 yılında dönemin ünlü mimarlarından Hovsep Aznavuryan tarafından yapılmıştır. Bu heybetli binanın mimarisi ise Art Nouveau (yeni sanat) denen sanat anlayışından izler taşımaktadır. Ön cephesi; gösterişli balkonları, loca boşlukları, geniş pencereleri ve yalın süslemelerle bezenmiş kesme taştan yapılma cephe heykelleri ile dikkat çekmektedir.

 

İstanbul Arkeoloji Müzesi 

arkeoloji müzesi

Osmanlı’nın son dönemlerinde İstanbul’da yapılmış önemli yapılardan biri de İstanbul Arkeoloji Müzesi binasıdır. Bu özel binanın mimarı, aynı zamanda Pera Palace Hotel’in de mimarı olan Alexander Vallaury’dir. Neoklasik mimarinin en güzel örneklerinden olan yapı, cephelerindeki süslemeler ve anıtsal duruşu ile dikkat çekmektedir.

 

Vlora Han

Sirkeci’de bulunan Vlora Han, neoklasik mimarinin en seçkin örneklerinden biri olarak görülmektedir. Ünlü İtalyan mimar Raimondo D’Aronco tarafından 20. yüzyılın başında, Art Nouveau tarzında inşa edilmiştir. Yapı bugün harabe durumunda olsa da cephesindeki gül motifli kabartmalar halen dikkat çekecek güzelliktedir.

 

Botter Apartmanı

İstanbul’daki ilk Art Nouveau tarzındaki bina olarak bilinen Botter Apartmanı da yine İtalyan mimar Raimondo D’Aronco tarafından yapılmıştır. Yapı, dünyada 19. yüzyılın sonlarına doğru filizlenen Art Nouveau akımının Türkiye’deki en belirgin temsilcilerinden biridir.

 

Soho House

soho house

Beyoğlu’nun dikkat çeken yapılarından biri olan Soho House’nin mimarı, Giacomo Leoni’dir. Ünlü mimar, binanın yapımı için Piemonte gül ağacından yapma kapı ve pencere çerçevelerinden Carrara mermerine kadar birçok malzemeyi özel olarak İtalya’dan getirtmiştir. Binanın yapımının ise toplamda dokuz yıl sürdüğü bilinmektedir.

 

Çiçek Pasajı

çiçek pasajı

Beyoğlu’nun simgesi olarak nitelendirebileceğimiz Çiçek Pasajı’nın mimarı, Cleanthy Zanno’dur. Binanın yapımı 1876 yılında sona ermiş ve içerisine Paris tarzında düzenlenmiş 24 dükkan, üstüne ise 18 lüks daire yapılmıştır. Ünlü İtalyan mimar tarafından yapılan bu etkileyici yapı, Neo- barok tarzda inşa edilmiştir. Kendine özgü mimarisi, büyüleyici atmosferi ve renkli iç dinamiği ile halen görenleri etkilemeye devam etmektedir.

 

Huber Köşkü

huber köşkü

Boğaziçi’nin en dikkat çeken yalılarından biri olan Huber Köşkü’nün mimarı bilinmemektedir. Ancak burası da İstanbul’daki Art Nouveau tarzda yapılmış eserler arasında önemli bir yere sahiptir. Yalıyı kimin yaptırdığı ve kimin yaptığı bilinmese de August Huber’in 1890 yılında burayı bir Ermeni aileden satın aldığı ve ünlü mimar Raimondo D’Aronco’ya yalının çevresine birkaç yapı daha eklettiği bilinmektedir.

İlgili Yazılar

Yorum Yap