İçinde gizem, cinayet, suç, şüphe gibi ögeleri sıkça barındıran polisiye romanlar, adeta okuyucuyu kendilerine hapsederler. Okurların yanı sıra yazar, düşünür ve sanatçılar tarafından da ilgiyle karşılanan polisiye roman türü, 19. yüzyıl ortalarında sanayileşme, kentleşme ve kitle kültürlerinin oluştuğu dönemde ortaya çıkmıştır. Popülerliği giderek artan bu edebi türü, diğer türlerden ayıran pek çok niteliği ve olmazsa olmazı bulunmaktadır. Bu yazımızda polisiye romanın bu ayırt edici özelliklerine yer vereceğiz. İşte polisiyenin tipolojisi hakkında bilmeniz gereken 9 önemli bilgi!

 

  1. Polisiye romanın en önemli niteliği gizemdir

Polisiye türündeki eserlerde mutlaka gizem içeren bir suç konu edilir. Yani polisiye romanın kurgusundaki iki temel öge suç ve gizemdir diyebiliriz. Eğer ortada bir gizem yok ancak suç varsa ne kadar başarılı bir anlatım olursa olsun; bu bir polisiye roman değildir.

 

  1. Polisiye romanda suç ortaya çıkarılır, suçlu tarafından itiraf edilmez

Polisiye romanlarda gizem ya bir dedektif tarafından açığa çıkartılır ya da olayların gelişmesiyle çözülür. Suçlu suçunu kesinlikle itiraf etmez; eğer gizem bu yolla ortaya çıkıyorsa o eser polisiye olarak kabul edilemez.

 

  1. Polisiye romanda her zaman “cinayet” olmak zorunda değildir

Polisiye romanların çoğunluğunda suç, cinayet olsa da bu bir zorunluluk değildir. Suç, göreceli bir kavramdır ve cinayet dışındaki suçları ele alan pek çok polisiye eser bulunmaktadır. Örnek vermek gerekirse en fazla tanınan yerli polisiye figürümüz Cingöz Recai öykülerinin çoğunda ortada bir cinayet yoktur.

 

  1. Polisiye romanda sıra dışı olaylar olabileceği gibi normal kişi ve olaylar da yer alabilir

Polisiye romanda sıra dışı olaylar ve kişiler olması gerekmez. Bu türden eserler içerisinde normal kişilere de yer verilmelidir. Başarılı polisiye romanların karakterleri sadece azılı sapıklar değil; sıra dışılıktan uzak, normal suçlular da olabilir.

 

  1. Polisiye romandaki tek soru, katilin kim olduğu değildir

Polisiye romanlardaki gizem genelde suçla birlikte ortaya çıkar. Katilin kim olduğu sorusu etrafında dönen gizem, katilin bulunması ile sonuca kavuşur. Ancak bu gizemin çözülemediği, sonucun okuyucunun yorumuna bırakıldığı romanlar da vardır. Hatta bazı polisiye romanlarda, gizem suçlunun bulunması üzerine yoğunlaşmaz.

 

  1. Polisiye romanda gelişmeler aktarılırken okuyucu aldatılmamalıdır

Bir polisiye romanda olay çözümlenirken dedektif ile okuyucu, eşit şanslara sahip olmalıdır. Örnek vermek gerekirse eserin sonunda katilin, olaylar sırasında hiç bahsedilmeyen ve şüphelinin birebir benzeri olan kardeşi çıkması, okuyucuyu aldatmak demektir. Çünkü eserin başında böyle bir kardeşten haberdar olmayan okuyucunun bilinmeyeni çözebilmesi imkansızdır.

 

  1. Polisiye romanda suçlu ve kurban rolleri değişebilir

Polisiye romanda daima yer alan suçlu-kurban-dedektif üçlüsü, birbirinden farklı kişilikleri temsil etse de bu her zaman böyle olmak zorunda değildir. Yani başta kurban olan bir kişi daha sonra dedektif veya suçlu olabilir. Tüm bu roller akış içerisinde şekil değiştirebilirler.

 

  1. Polisiye romanda kurgulama sırasında yapılmaması gereken bazı şeyler vardır

Polisiye romanın nitelikleri konusunda kabul görmüş ve en bilinen metnin yazarı S. S. Van Dine, kurgu sırasında yapılmaması gereken en önemli şeyi şu şekilde anlatmaktadır: “Suçlunun, evin köpeğinin bulunduğu bir mahalleye girdiği zaman köpeğin havlamaması onu tanıdığını gösterir” şeklinde bir trüğü kendisine saygısı olan bir yazar kesinlikle kullanmaz.

 

  1. Polisiye romanda her zaman bir dedektif olmak zorunda değildir

Polisiye eserlerde genelde bilinmeyen, bir dedektif tarafından çözülür. Ancak dedektif, polisiye romanın olmazsa olmazı değildir. İçinde dedektif olmayan ve bilinmeyenin olayların gelişimiyle çözüldüğü pek çok başarılı polisiye eser bulunmaktadır.

İlgili Yazılar

Yorum Yap