İstanbul’un kalbi Beyoğlu’nda, dönemin ünlü treni Orient Ekspress’in değerli konuklarını ağırlamak üzere inşa edilen Pera Palace Hotel’in geçmişte ev sahipliği yaptığı önemli isimlerden biri de Yugoslavya Devlet Başkanı Josip Broz Tito’ydu. Tito, Türkiye’ye ilk gelişi olan 1936 yılında sahte bir pasaportla, bir Rus gemisiyle İstanbul’a gelmiş ve Pera Palace Hotel’de konaklamıştı…

Büyük devlet adamı ve sosyalist önder Josip Broz Tito, 1892 yılında, 15 çocuklu fakir bir ailenin yedinci çocuğu olarak Hırvatistan’da dünyaya geldi. Daha küçük sayılabilecek bir yaştayken Avrupa’nın çeşitli ülkelerindeki fabrikalarda çalışmaya başladı. Sonraları sendikacılık ve siyasi faaliyetlere girdi. Dünya Harbi’nde Avusturya- Macaristan ordusunda görev yaptı, siyasi nedenlerle tutuklandı, savaşta kahramanlık gösterdi. Ruslara esir düştü, üç yıl boyunca iç savaşta görev yaptı ve sonunda ülkesine gelerek Yugoslavya Komünist Partisi’ni kurdu. O andan itibaren gerçek bir sosyalist olarak yaşayan Tito, 1928’de tutuklanarak 6 yıllık hapse mahkum edildi. 1934 yılında hapisten çıktı. İşte kaynaklar, o dönemde gizlice İstanbul’a geldiğini ve bir süre kaldığını söylüyor…

Josip Broz Tito’nun Türkiye’ye kaçış hikayesini, 10 yıl boyunca yeminli tercümanlığını yapan İlhami Emin şu cümlelerle anlatmakta:

“Türkiye’yi iki kez daha ziyaret etmiş. İlk resmî ziyareti 1950’li yıllarda. Türkiye’ye ilk gelişi ise, 1936’da olmuş. Sahte pasaportla, bir Rus gemisiyle İstanbul’a gelmiş. Pera Palas Oteli’nde kalmış. Sonradan Park Oteli’ne yerleşmiş. Fiyat daha elverişliymiş. İki ay süresince Zagrep’ten yeni pasaport bekleyen Tito, İstanbul’un hemen her yerini gezmiş ve görmüş. Şiş kebabını çok sevmiş. Mihmandarlığını bir Boşnak yapmış. Zagrep’ten yeni pasaport gelince Hırvatistan’ın başkentine iner ve gazetelerden ‘Gibraltarda, bir gemide, büyük bir Rus casusunun arandığını; ancak son anda kaçtığını’ okuyunca, kahkahalarla gülmüş. Çünkü aranılan gemi kendisinin yolculuk yaptığı gemiymiş, aranılan ‘Rus’ casusu ise kendisiymiş.”

Sosyalist önder Tito, tarihsel anlamda sahneye 2. Dünya Savaşı koşullarında çıktı. Almanya, Yugoslavya’yı 6 Nisan 1941’de bombalamaya başlamıştı. Bunun sonucunda Krallık Yugoslavyası 17 Nisan günü teslim oldu ve 8 Temmuz günü de tamamen parçalandı. Tito ve yurtseverler ise işgale karşı halkı “Vatan Cephesi”nde birleştirdi. Partizan adı verilen bu kuvvetler, Yugoslav dağlarını Nazilerden temizlediler. Tito, bu süreçte halkı ve askerleriyle birlikte omuz omuza savaştı. Öyle ki Hitler, onu yakalamak için 100 bin Alman Markı ödül koymuştu! Ama Tito yenilmezdi. 1943 yılında Mareşal oldu, 1944 yılında Alman kuşatmasını yardı ve onları sürmeye başladı. 1945 yılına gelindiğinde ise devlet başkanıydı! Savaşla dağılan farklı milletleri ‘Yugoslavya’ adı altında yeniden birleştirdi.

Yugoslavya Devlet Başkanı olan Josip Broz Tito, ülkesinin büyük bir kalkınma dönemine girmesini sağladı. Onun sayesinde Yugoslavya, Balkanların tarımda ve sanayideki en ileri ülkesi oldu. Benzer şekilde kültür, sanat ve sporda da namını dünyaya duyurdu. “Herkes şunu iyi bilsin ki, kimsenin politikasının oyuncağı olmayız” diyerek dengeli ve bağımsız bir dış politika güttü.

İşte sosyalist bir önder olarak hala özlenen Tito, 1980 yılında 88 yaşındayken yaşama veda etti. Ülkesi ise emperyalist kışkırtma sonucunda 1992’de kanlı bir iç savaşla parçalanma yoluna girdi…

İlgili Yazılar

Yorum Yap