“Trenlerin kralı” ve “kralların treni” olarak anılan Şark Ekspresi, orijinal adıyla Orient Express, Avrupa tarihinin ilk lüks trenidir. Bu lüks trende perdelerin ipekten, kadehlerin kristalden, sofralarınsa gümüşten olduğu söylenir. Tarihi boyunca birçok önemli ismi taşıyan Şark Ekspresi; Viyana, Budapeşte, Milano ve Venedik gibi muhteşem Avrupa başkentlerini aşarak yaklaşık 80 saatte İstanbul’a gelmektedir. Onu özel kılan tüm bu özellikleri nedeniyle de birçok insana ilham kaynağı olmuş ve kitaplarda, filmlerde sıkça konu edilmiştir. Biz bu yazımızda pek çok yönüyle adını tarihe kazımış Orient Ekspresi’nin gerçek hikâyesini sizlerle paylaşacağız. Eğer siz de bu büyülü trenin ilginç hikâyesini merak ediyorsanız yazımızı okumaya devam edin!

 

Sadece saraylarda rastlanabilecek bir lüks anlayışı…

orient ekspres

Fransız demiryolu işletmesi Wagons- Lits’e ait olan Orient Ekspresi, ilk seferine 4 Ekim 1883’te çıktı. Paris’ten Varna Limanı’na kadar trenle seyahat eden ve oradan gemiyle İstanbul’a gelen yolcular arasında farklı ülkelerden önemli diplomatlar, The Times gazetesi muhabiri, romancı ve gezgin Edmond About gibi isimler vardı. Hatta Edmond About bu seyahat ile ilgili anılarını 1884 yılında yayımladığı De Ponteise à Stamboul isimli kitabında detaylı bir şekilde anlattı. Orient Ekspresi, o dönemde sadece saraylarda rastlanabilecek bir lüks anlayışına sahipti. Zengin ve soylu insanlar bu lüks yuvasında adeta para harcamak için yarışıyorlardı. Öyle ki günde birkaç kez kıyafet değiştirmemek, akşam yemeğine özel bir şeyler giymeden katılmak görgüsüzlük olarak değerlendiriliyordu. Elbette Orient Ekspresi’nin tercih edilmesinin tek nedeni sahip olduğu konfor değildi. Bu özel sefer, yaylı arabayla yaklaşık 2,5 ay sürecek bir yolu 80 saat gibi kısa bir zaman aralığına indirmişti.

 

Konforuyla Orient Ekspresi’ni aratmayan Pera Palace Hotel…

Yukarıda da belirttiğimiz gibi Orient Ekspresi’nin yolcuları yüksek tabakadan, önemli insanlardı ve trende inanılmaz bir lüks içerisinde yolculuk ediyorlardı. Dolayısıyla son durakları olan İstanbul’da onlara aynı konforu yaşatacak bir otel olmalıydı. İşte Pera Palace Hotel tam da bu amaçla inşa edildi. 1895 yılından itibaren Orient Ekspresi ile İstanbul’a gelen yolcular yine Wagons- Lits’e ait olan Pera Palace Hotel’de konaklamaya başladılar. Çünkü Pera Palace Hotel, onlara Orient Ekspresi aratmayacak kadar konforlu bir oteldi.

 

Krallar, asilzadeler, diplomatlar ve edebiyatçıların da aralarında bulunduğu ünlü yolcular…

Orient Ekspresi, yıllarca bu önemli insanları kıtalar arası gezdirdi. Trenin ünlü yolcuları arasında Fransız Cumhurbaşkanı Paul Dechanel, ünlü yazar Agatha Christie, casus Mata Hari, Bulgar Kralı Ferdinand gibi önemli insanlar vardı.

Orient Ekspresi sadece önemli insanları ağırlamakla kalmadı; aynı zamanda birçok kitap ve filme de konu oldu. Agatha Christie’nin Pera Palace Hotel’de yazdığı Doğu Ekspresi’nde Cinayet isimli romanı, Amerikalı oyun yazarı John Dos Passos’un Orient Express isimli kitabı, yine Amerikalı romancı Graham Greene’nin Stamboul Train isimli romanı Orient Ekspresi’nin yer aldığı kitaplardan bazılarıydı.

 

Tarihe tanıklık eden 2419 numaralı vagon…

Orient Ekspresi; taşıdığı ünlü yolcular, konu olduğu kitaplar ve filmler kadar önemli başka bir âna daha tanıklık etti. I. Dünya Savaşı yıllarında (1914-1918) ekspres seferleri yapılamadı. Bu yıllar arasında tren, istasyonda öylece bekletildi. Savaşın ardından ise vagonlardan biri Fransa’da bir ormana çekildi. İşte I. Dünya Savaşı’nı bitiren ateşkes antlaşması, Alman temsilciler ile Fransız ve İngilizler arasında Orient Ekspresi’nin 2419 numaralı vagonunda imzalandı.

 

İstanbul’a son sefer: 27 Mayıs 1977!

I. Dünya Savaşı sırasında seferleri durdurulan Orient Ekspresi, 1919’da seferlerine yeniden başladı. Ancak trenin güzergâhından savaşın kaybedenleri olan Almanya ve Avustralya’nın istasyonları çıkarılmıştı. Dolayısıyla artık yolculuk 58 saat sürüyordu. II. Dünya Savaşı’na gelindiğinde ise seferler bir kez daha kesintiye uğradı. Savaşın ardından her ne kadar seferlerine yeniden başlasa da çeşitli kısıtlamalar sebebiyle zaman içerisinde önemini yitirdi. 27 Mayıs 1977 tarihli sefer, ünlü Orient Ekspresi’nin Paris-İstanbul arasındaki son seferiydi… Tren günümüzde İstanbul-Venedik arasında farklı bir güzergahta faaliyet göstermektedir.

Uzun yıllar boyunca adından söz ettirmeyi başaran Orient Ekspresi’nin vagonları, daha sonra bir İngiliz ve Fas Kraliyet Sarayı Müzesi tarafından satın alındı ve onun büyülü hikâyesi, daima anılmak üzere tarihin tozlu rafları arasındaki yerini aldı…

İlgili Yazılar

Yorum Yap