19. yüzyılın sonlarında İstanbul’un kalbi Beyoğlu’nda, dönemin en ünlü treni Orient Ekspress’in kıymetli konuklarını ağırlamak üzere inşa edilen Pera Palace Hotel, geçmişten bugüne pek çok önemli isme ev sahipliği yaptı. Bu isimlerden biri de dansçı ve dünya tarihinin en ünlü kadın casusu Mata Hari idi… Mata Hari, 1917 yılında Fransa’da idam edilmeden önce bir İstanbul ziyaretinde Pera Palace Hotel’de konaklamıştı.

Gerçek adı Margaretha Geetruide Zelle olan Mata Hari, I. Dünya Savaşı yıllarında Almanlar adına çalıştığı için Fransızlar tarafından idam edildi ve daima sansasyonel yaşamı nedeniyle büyük ilgi gördü.

Mata Hari, 7 Ağustos 1876’da, şapka imalatçısı bir baba ile zengin bir annenin çocuğu olarak Hollanda’da dünyaya gelmişti. Eğitimini manastırda tamamlayan genç kadın, 19 yaşındayken gazetede gördüğü esprili bir ilan aracılığıyla hayatının aşkı Binbaşı Rudolf ‘Jonny’ Macleod ile tanıştı. Birbirlerine görür görmez aşık olan ikili, kısa sürede evlendi. Hari’nin eşi kendisinden 20 yaş büyüktü ve işi sebebiyle sık sık yer değiştiriyorlardı. Genç kadın bu sebeple bir süre Amsterdam’da, bir süre de Java Adası’nda yaşadı. Mata Hari, bu Hint adasında yaşarken dansa merak sardı ve adadan döndükten sonra da alkole olan bağımlılığı sebebiyle eşinden boşandı. Boşanmanın ardından Paris’e taşınan Hari, içindeki dans tutkusuyla burada yüzleşti ve artık hayatını dans ederek kazanmaya başladı.

Mata Hari, sahip olduğu üstün dans yeteneği ile kısa sürede meşhur olmuş ve herkesin ilgisini çekmişti. Öyle ki ünü, Paris’i aşarak Londra, Viyana, Berlin, Roma gibi ünlü Avrupa şehirlerine ulaştı. Kendisine hem sanatçılar hem de siyasetçiler, devlet başkanları, bakanlar gibi önemli kimselerden oluşan toplumun seçkin bir kesimi hayrandı. Bu sayede oldukça önemli insanlardan oluşan bir çevre edinen Mata Hari, bir süre sonra Almanlar tarafından casusluk eğitimi aldı ve onlar için çalışmaya başladı.

Mata Hari, I. Dünya Savaşı’ndan birkaç yıl önce Almanya’da casusluk eğitimi aldı ve gizli servisteki H21 kod numarası ile 1915 yılında yeniden Paris’e döndü. Bir süre sonra Fransa karşı casusluk teşkilatı onun Almanlar için çalıştığını anladı; kendisine çift taraflı çalışma teklifinde bulundu. Bu teklifi kabul etmiş görünen Hari, Fransızların güvenini kazanamadı. Nitekim bir süre sonra kendisini sınamak için planlanan bir oyunla Mata Hari’nin halen Almanlar için çalıştığı anlaşıldı.

Sonuçta Mata Hari, 13 Şubat 1917’de Paris’te tutuklandı. Evinde bulunan 30.000 marklık senet için hediye geldiğini söylese de Fransızlar ondan şüphelendi ve onu idama mahkum ettiler. Mata Hari’nin idama gitmeden önce söylediği son cümlenin “Fransızlar beni öldürmekle ne kazanacaklar, savaşı mı?” olduğu bilinmektedir. Kendisi ayrıca 15 Ekim 1917’de 15 asker tarafından kurşuna dizilerek idam edilirken gözlerinin bağlanmasına izin vermeyerek gerçek bir cesaret ve soğukkanlılık örneği göstermişti…

İlgili Yazılar

Yorum Yap