Beyoğlu’nun incisi Pera Palace Hotel, geçmişten bugüne pek çok ünlü isme ev sahipliği yaptı. Mustafa Kemal Atatürk’ün yanı sıra; sanat, siyaset, sinema ve edebiyat alanlarında dünyaca ünlü birçok isim de Pera Palace Hotel’in misafirleri arasında. Bulgar Kralı I. Ferdinand, Romanya Kraliçesi Marie, ünlü oyuncu Greta Garbo ve ünlü yazarlar Ernest Hemingway ile Agatha Christie bu konuklardan yalnızca birkaç tanesi. Bu isimler otelin mimari öneminin yanı sıra tarihi ve kültürel önemini de artırdı. Otele yolu düşenler arasında, modern Türk edebiyatının en önemli isimleri arasında gösterilen bir isim de var: Yakup Kadri Karaosmanoğlu…

 

Kahire’de Başlayıp Ankara’da Biten Dopdolu Bir Yaşam

Roman yazarı, çevirmen, muhabir ve siyasetçi… Yakup Kadri Karaosmanoğlu; 85 yıllık hayatına sığdırdığı kitap, anı, makale gibi basılı eserlerinin yanında oyunları ile de modern Türk edebiyatının en değerli isimlerinden biri olarak gösteriliyor. 27 Mart 1889’da Kahire’de doğan Yakup Kadri, eğitim hayatına Manisa’da başladı. Daha sonra İzmir İdadisi’nde eğitim gören ünlü isim, babasının ölümünden sonra Mısır’a döndü ve burada bir Fransız lisesine gitti. 1908 yılında İstanbul’a giderek başladığı İstanbul Hukuk Mektebi’ni yarıda bıraktı. Aynı yıllarda, arkadaşı Şahabettin Süleyman sayesinde, Jön Türk Devrimi’nden sonra kurulan bir edebiyat ekolü olan Fecr-i Ati grubuyla tanışarak edebiyat dünyasına adım attı. Daha sonraları, edebiyat kariyerinin ilk yıllarında tanıştığı bu grubun onun eserleri üzerinde büyük bir etkisi oldu.

 

Sanat İçin Sanat Yapmaya İnanan, Çok Yönlü Bir Yazar

ykadri

Yakup Kadri, yazarlık hayatına Ümit, Servet-i Fünun ve Resimli Kitap isimli dergilerde yazarak başladı. Katıldığı Fecr-i Ati grubunun savunduğu “Sanat için sanat” anlayışıyla yazılar yazdı. Türk toplumunu avucunun içi gibi bilmek isteyen Yakup Kadri, bu amacına ulaşabilmek için de yoğun gözlemler yaptı. Bunun sonucunda, geleneksel ve gündelik yaşamı tüm ayrıntılarıyla tasvir eden eserler üretti. Yazılarının, özellikle romanlarının birçoğunu kendi döneminin toplumsal şartlarının bir belgeseli olarak görmek mümkün. Yakup Kadri, eserleriyle kendi döneminin gündelik hayatını hem belgeledi hem de yozlaştığını düşündüğü için eleştirdi. Ona göre, zamanının Türk toplumu yavaş yavaş geçmişle olan kültürel ve sosyal bağlarını yitirdi. Özellikle Avrupa tarzı Batılı geleneklere ve yaşam biçimlerine öykünen Türkler, yavaş yavaş kendi kültüründen kopuk bir hayata doğru ilerledi. Yakup Kadri, özellikle romanlarında bu tarz karakterler yaratarak onları cezalandırma yoluna gitti. Bu tarzı da onun yeni Batılı yaşama karşı en büyük eleştirisi oldu.

 

Yazarlığının Yanında Saygı Duyulan Bir Siyasetçi

Yazarlığının Yanında Saygı Duyulan Bir Siyasetçi

Yakup Kadri, yazarlık kariyeri boyunca günün koşullarına göre gelişim gösteren zengin bir edebi üslupla yazdı. 20. yüzyıl Türk toplumu ve geleneksel Türk yaşamı üzerine yaptığı yoğun araştırmalarıyla dikkat çekti. Bu araştırmalarına, özellikle siyasi kimliği ve bunun getirdiği olanakların büyük katkısı oldu. İyi derecede Fransızca bilmesi, hukuk eğitimi alması ve çağdaş gazetelerde yazılar yazmış olması nedeniyle 1921’de Mustafa Kemal Atatürk tarafından Ankara’ya davet edildi. Kurtuluş Savaşı için önemli siyasi isimlerden biri olan Yakup Kadri, siyasi kimliği sayesinde Anadolu’nun her yerini gezdi ve insanların hayatlarına birinci elden tanık oldu.

Ünlü yazar 1923 yılına gelindiğinde Mardin, 1931 yılında ise Manisa milletvekili oldu. Siyasetçi kimliği ile birlikte roman yazmaya ve gazeteciliğe devam etti. 1932 yılında Vedat Nedim Tör, Şevket Süreyya Aydemir, Burhan Asaf Belge ve İsmail Hüsrev Tökin ile birlikte Kadro isimli bir dergi kurdu. Ancak bu derginin ömrü beklenildiği kadar uzun olmadı. İçerisindeki bazı görüşler aşırı bulunduğu için, derginin 1934 yılında yayımına son verildi. Yakup Kadri bu olaydan sonra Tiran elçiliğine atandı. 1935 yılında Prag, 1939 yılında La Haye, 1942’de Bern, 1949’da Tahran ve 1951’de tekrar Bern elçiliklerine atandı. 27 Mayıs 1960’tan sonra Kurucu Meclis üyeliğine seçildi. Siyasal hayatının son görevi 1961-1965 arasındaki Manisa milletvekilliği oldu. Ölümüne kadar yazarlığının yanında siyasetçi kimliğini de sürdürmeyi başardı.

 

Türk Kültürüne Bağlılığı ve Yoğun Nostaljik Anlatımıyla Duygusal Bir Romancı

yakupkadrikaraosmanoglu

Yakup Kadri’nin eserlerinde yoğun bir nostaljik anlatım var. Bu durumu Karaosmanoğlu’nun çocukluğuna karşı duyduğu mistik nostalji duygusu ve mitolojiye olan ilgisi ile açıklamak mümkün. Aynı zamanda Türk tarihine duyduğu ilgiyi de eserlerine yansıtan Yakup Kadri; Kurtuluş Savaşı döneminin milliyetçi hareketini, Türk kültürü ve tarihine sıkı sıkıya bağlı kalmaya verdiği önemi her fırsatta vurguladı.

Tüm bunlara ek olarak, yaratıcılığı ve ileri estetik anlayışı sayesinde roman karakterlerini en ince ayrıntılarla oluşturmayı başardı ve keskin bir içgörüyle çok başarılı kurgular yarattı. Bir siyasetçi olması da döneminin toplumunun sorunlarını açıkça gözlemlemesi ve eleştirebilmesini sağladı. Bu durum onun gerçekçi anlatım tarzına da çokça yansıdı. 13 Aralık 1974’te aramızdan ayrılan Yakup Kadri’nin gidişi, sevenlerinin kalbinde olduğu kadar Türk kültürü ve edebiyat tarihinde de yeri doldurulamayacak bir boşluk bıraktı.

İlgili Yazılar

Yorum Yap