19. yüzyılın sonlarında İstanbul’un kalbi Beyoğlu’nda, ünlü Orient Ekpress‘in değerli misafirlerini ağırlamak üzere açılan Pera Palace Hotel’de, geçmişten bugüne dünyaca tanınan önemli isimler defalarca konakladı. Ünlü yazar Ernest Hemingway de yolu Pera Palace Hotel’den geçenlerdendi. Usta yazar 1920’li yıllarda gerçekleştirdiği İstanbul seyahatlerinde Pera Palace Hotel’de konaklıyordu. Hemingway, otelde konakladığı zaman zarfında ise otelin bar bölümü olan Orient Bar’da sık sık vakit geçiriyordu…

 

Ernest Hemingway Kimdir?

Kısa öykücülüğün ustası, roman yazarı ve aynı zamanda bir savaş muhabiri olan Ernest Hemingway, yazı hayatına ilk olarak bir gazeteci olarak başladı. 1920 yılında Toronto’ya giden ve Toronto Star’da muhabir olarak görev yapan Hemingway, 1924 yılına kadar aynı işi yapmaya devam etti. İşte onu Millî Mücadele yıllarındaki Türkiye’ye; İstanbul’a getiren şey de muhabirlik göreviydi. İstiklal Savaşı’nı gözlemlemek için görevlendirilen Hemingway, 1922-1923 yılları arasında Toronto gazetesi tarafından ülkemize gönderildi. Hemingway, görevi sırasında gazetedeki yazılarının çoğunu İstanbul’dan gönderdi ve bu yazılarında Atatürk’e, İstanbul’a, savaşa ve daha pek çok konuya dair önemli bilgiler aktardı. İstanbul’da kaleme aldığı 30 Eylül 1922 tarihli bir yazısında Pera, Beyoğlu ve dönemin atmosferi hakkında kaleme aldığı şu cümleler, oldukça dikkat çekiciydi:

“Türk şoför ‘soldakiler’ diye devam etti. ‘Soldaki vapurlar Boğaziçi’ne, sağdakiler ise Adalar’a gider.’ Yokuş benzeri bir caddenin üst bölümüne doğru, mağazaları, bankaları ve lokantaları geçerek ilerliyorduk. Dört yabancı dilde yazılı bar ve gazino tabelalarına adeta dokunur gibi yol alan tramvaylar vardı önümüzde. Askeri otoları dolduran İngiliz ve Fransız askerlerinin durmadan klakson çaldığı caddede, iş adamı giysili ve fesli adamlar görünüyordu. Bir kitaplığı andıran Amerikan Büyükelçiliği binasını geride bırakarak, işgal güçlerinin merkezi olan bir yapıya ulaştık. Sarı renkli İngiliz Büyükelçiliği’nin de yer aldığı bu bölüm, Pera ya da Beyoğlu denilen bir bölümüydü İstanbul’un. Kaldırım taşlarıyla kaplı Pera, İstanbul’un Avrupa kesimiydi. Resmi yapıların hemen hepsi, küçük Amerikan kentlerindeki postane binalarının kesin bir benzeriydi. Romanya ve Ermenistan konsoloslukları önünde, pasaportlarına vize almaya girişenler, uzun kuyruklar oluşturmuştu. Ermeniler, Yahudiler, Romanyalılar, İstanbul’dan kaçmaya hazırdılar. M. Kemal ordularının kente çok yaklaştığı rivayetleri, her yerde duyulan korkulu bir söylentiydi.”

 

Sadece bir yazar değil; iyi de bir muhabir…

Yazarlığında olduğu kadar muhabirliğinde de başarılı olan Ernest Hemingway, tabiri yerindeyse haberi söke söke çıkartan bir savaş muhabirinin tüm meziyetlerine sahipti. Usta yazar, gençlik yıllarındaki yaşantısına ve sınırlı öğrenimine rağmen, politik ve ekonomik sorunları tam anlamıyla kavrardı ve gözlemlediği olayların en can alıcı noktasını görmek bakımından da ayrıcalıklı bir bakış açısı vardı…

Sonuç olarak Ernest Hemingway ününü asıl olarak hepsi birbirinden kıymetli eserleriyle yani romancılığıyla kazandı. Kendisinin Yaşlı Adam ve Deniz, Çanlar Kimin İçin Çalıyor, Paris Bir Şenliktir, Nick Adams Öyküleri, Kadınsız Erkekler, Ya Hep Ya Hiç, Tehlikeli Yaz, Güneş de Doğar, Kazanana Ödül Yok isimli kitapları ve daha niceleri dünyaca okundu ve ona sayısız ödül kazandırdı.

Hemingway, yazımızın girişinde de bahsettiğimiz gibi, bir zamanlar Pera Palace Hotel‘in değer katan konuklarındandı. Kendisinin otelde konakladığı oda, günümüzde tıpkı bir diğer ünlü yazar Agatha Christie‘ninki gibi konuklamaya müsait bir şekilde misafirleri ağırlamaya devam ediyor.

 

 

İlgili Yazılar

Yorum Yap